Nazilerin İzlanda’daki Hayal Kırıklıkları


II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyasının İzlanda komiserliğini yürüten Dr. Werner Gerlach’ın günlükleriyle ilgili olarak, internetten yayın yapan Reykjavík Grapevine‘de 2014 yılında Helgi Hrafn Guðmundsson imzasını taşıyan bir araştırma haber yayımlandı. Günlüğüne yazdıklarından anlaşıldığı kadarıyla Herr Gerlach İzlandalılarla ilgili tarifsiz bir entelektüel bunalım yaşamış. Bu kısa ama ilginç yazıyı Emre Aygün tarafından yapılan çevirisiyle sunuyoruz.

*   *   *

Nazilerin İzlanda’daki Hayal Kırıklıkları

 

13874548_10154338098022270_1265499298_n.png

1940 yılı 10 Mayıs gününün erken saatlerinde Britanya ordusu Çatal Operasyonu (Operation Fork) adı verilen bir harekâtla İzlanda’ya asker çıkarttı. Reykjavik’e ayak basar basmaz gerçekleştirmeleri gereken görevlerden biri, Alman komiseri Dr. Werner Gerlach’ı tutuklamaktı. Kendisini Nazi ideallerine adamış bu adam, olabilecek en tepe noktalardan aldığı emir uyarınca İzlandalıları Almancı düşünceye kazanmaya çalışmakla uğraşıyordu. O sıralar Nazi önderliği, İzlanda halkını saf ve cesur bir Aryan ırkı olarak kabul etmekteydi. Bununla birlikte zavallı Dr. Gerlach İzlanda ve İzlandalıların tabiatları karşısında acıklı bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Merkeze gönderdiği bilgi notlarının birinde şöyle diyordu: “Asil ve gururlu bir milletten geriye kalan ne? Sadece haysiyetsizlik, kabalık, dalkavukluk ve küçük düşme.”

İzlanda, 1930’larda Nazi Partisi içindeki sözde-entelektüel fanatikler arasında, saf ırkın kaynağı olduğu zannıyla, adeta bir Cermen ütopyası gibi kabul görüyordu. Önde gelen parti üyesi ve SS’lerin başı Heinrich Himmler mistik öğretilerle yakından ilgiliydi ve son derece temelsizce Vikingleri Kuzey ırkının üstünlüğünün simgesi olarak düşünüyordu. Himmler’e yakın bir üniversite hocası olan Dr. Bernard Kummel ise İzlandalıların “manevi hazinelerine” dair bir kitap yazmış, Almanları İzlanda’da bu mirasın izinden gitmeye teşvik etmişti.

Dr. Erlach’ın görevi, saf ırkı geliştirmek ve aşağı halkları tarihten silmek amacıyla gürbüz İzlandalıları Nazilere katmaktı. Ancak saygın bir hekim ve Nazi Partisi’nin en eski mensuplarından olan Gerlach, üstlerinin vaat ettiği manevi hazinelerin izini dahi bulamadı. Bunun yerine gördüğü, kendi tanımlamasıyla, acınası bir vahşilik ve hastalıklı bir yozlaşma oldu. Böyle düşündüğünü biliyoruz, çünkü İzlanda günlüğü İzlanda Ulusal Arşivi’nde korunmuş durumda.

Werner Gerlach 1941 yılında savaş esiri olarak Müttefik diplomatlarla değiş tokuş edildi ve 1963’te öldü. Müttefikler savaşın sonuna dek İzlanda’daki egemenliklerini korudular ve Almanya’ya Avrupa’nın batısındaki bu stratejik ve “manevi” adanın kontrolünü ele geçirme fırsatı tanımadılar.

Günlüğünden Parçalar:

“Üçte biri zavallı düşkünlerden oluşan bu 117.000 ruhun bağımsız bir devleti olmasını arzulamak küstahlıktan başka bir şey değil. Üstelik kültürel düzeyleri de kendi zannettikleri kadar yüksek değil.”

“İzlandalılar koca bir hayal kırıklığı. Yeni nesillerin yetiştirilme tarzı tam bir felaket. Okullar kötünün de kötüsü. Bir dereceye kadar kabul edilebilir tek örnek Katoliklerinki. Geri kalanlar çocuklara laf kalabalığı dışında bir şey öğretmiyor. Disiplin hak getire. Eğitim işlerine bakan yönetici komünist. Genç nesillerin artık sagalar ya da İzlanda tarihi hakkında olsun, aile ya da ırk hassasiyeti hakkında olsun hiçbir fikri yok.”

“İzlanda’daki konumumuzu baştan aşağı yeniden ele almalıyız. Bilim adamlarının yapılması gerekeni yapmasına ihtiyacımız var; nezaketin, güzelliğin zerresini içermeyen bu aşağılık durum sona erdirilmeli. İstisnalar dışında şimdiki İzlandalılar ne davranışlarıyla ne de değerleriyle bizi hak ediyor.”

“Sabah saat 10’dan önce hiç kimsenin uyanması imkan ve ihtimal dahilinde değil. Bu, kadınlarda 12’ye kadar çıkıyor. İnsanların düzenli bir çalışma hayatı yok. İşsizler. Enerjilerini çalışmaya harcamıyorlar, ama sefil de değiller. Bizim için önemsiz olan her şey onlar için hayatın amacı: Yüzme, masa tenisi… Burada uzunca bir süre kalmış olan Almanların hepsinin de aklı bir karış havada; duyarsızlar ve aptallar.”

“Filmlerin hemen hepsi de ikinci sınıf Amerikan casus filmleri. Tiyatro Kumpanyası bütün bir ay boyunca Sherlock Holmes gösterdi. Sagalardaki dramatik konular tavan arasında çürüyor.”

“Tiyatro Kumpanyası, Yahudi pornocular Arnold ve Bach’ın Almanca bir farsını sergiledi. Polis yozlaştırıcı etkilerinden dolayı oyunu yasakladı. Ardından uzmanlar heyetinin ve meclis üyelerinin katıldığı başka bir prömiyer düzenlediler ve kapalı gişe oynadılar. Basın adeta çıldırdı. Delice bir coşku ve alkış sağanağı.”

“Buradaki müzik hayatı ortalamanın son derece altında. Bir ya da iki tanesi dışında adam gibi ressam yok, ama hile hurdadan yana da sıkıntı yok. Heykeltıraş Einar Jónsson yarı deli bir adam, ama tam bir İzlandalı. Bir de Ásmundur Jónsson var; bir kozmopolit olarak anılıp duruyor. Tam anlamıyla yoz Yahudi sanatı. Hakkında bir kitap basıldı.”

“Yahudilere ilişkin bilgileri tamamen kulaktan dolma. Yahudi meselesiyle ilgili bir tartışma sırasında bir İzlandalı öğrenciye arkadaşları, ‘Yahudi bir kadınla evlenir misin?’ diye sorduklarında, ‘Neden olmasın’ şeklinde cevap verdi. Hatta Ulusal Müze’nin müdürü kırmızı giysili zenci bir kadına kendi elleriyle küllük uzattı.”

“İzlanda basını The Times’tan bile daha İngiliz. The Times dahi İngilizlerin geri çekilmeye zorlandığını yazarken Vísir hala United Press ajansının Müttefiklerin başarısı hakkındaki destan gibi haberini yayınlıyor. Bir de dışişleri bakanının İngiliz muhibbi varakparesi var. İzlanda gazetelerinin beşinci sınıf İngiliz varakpareleri olduğunu anlatabilmek için kelimeler yetersiz kalır.”

“Günlerin ve gecelerin değişmez derdi deli ya da sarhoş insanlar; ya da her ikisi aynı anda. Tüm bir gece boyunca, on birde, on ikide, ikide, sarhoş İzlandalılar çağırıp benimle konuşmak istiyorlar. Korkunç bir alkol deliliği. Kara ölüm. Ağır içkiler. Alkol ve taksiler. Caddeler boyunca sarhoşlar. Kaçakçılık.”

“Araba lastiği bulmak imkansız. Arabaların çoğu yurtdışından getirtilmiş. Yüzme havuzunun ziyaretçisi çok az. Gözle görülür bir duygu kıpırtısı yok. İnsanlar ortalamanın altına düşmüş. Meyve ara ki bulasın. Reykjavík’e yatak almaya gittik, ancak iki tane bulabildik. Lavabo almak istedik, üç haftada zor geldi.”

“Kuvvetle vurgulanması gerekli kesin olan şey şu ki asil ve gururlu bir milletten geriye haysiyetsizlik, kabalık, dalkavukluk ve küçük düşmüşlükten başka hiçbir şey kalmamış.”


Kaynak: http://grapevine.is/mag/articles/2014/03/06/a-nazis-disappointment-with-iceland/

Çeviren: Emre Aygün