Vikinglerde Din

BBC Tarih kanalında 2011 yılında yayımlanan Gareth Williams‘ın “Viking Religion” başlıklı kısa yazısını arkadaşımız Selim Karagöz çevirdi. İyi okumalar dileriz.

 

Ekran Alıntısı

 

Dönüşüm Çağı

Viking çağı, İskandinavya’da büyük dini değişimlerin olduğu bir dönem olmuştur. Vikingler ile ilgili popüler izlenimlerden birisi de onların tümünün Hıristiyanlıktan nefret eden paganlar olmalarıdır; fakat bu bakış açısı son derece yanlış. Viking döneminin başlarında İskandinavya’nın nüfusunun neredeyse tümünün pagan olduğu doğrudur, buna karşılık Vikinglerde birçok tanrı vardı ve bu tanrılarının yanına Hıristiyanlarınkini de eklemek onlar için hiç mesele değildi. Günümüzde birçok bilim adamı Vikinglerin kiliselere saldırmasının dinle hiçbir alakasının olmadığına, daha çok kiliselerin, manastırların hem zenginliklerle dolu yerler, hem de savunmalarının zayıf olması ile bağlantılı olduğuna inanırlar. Onlara göre bu durum manastırları ve kiliseleri yağma için kolay hedef haline getiriyordu.

 

“Manastırların hem zengin, hem de savunmalarının zayıf olması onları yağma için kolay hedefler haline getiriyordu.”

 

Vikingler, Hıristiyanlık ile yağma hareketleri sırasında karşılaştılar ve bu nüfusun bulunduğu topraklara yerleştiklerinde yeni dine kolayca uyum sağladılar. Bu durum Normandiya, İrlanda ve Britanya adaları boyunca gerçekleşmiştir. Dönem kaynakları konu hakkında fazlaca bilgi vermese de arkeolojik kanıtlar bize bilgi sağlayabiliyor. Paganlar ölülerini, Hıristiyanların tersine, mezar hediyeleri ile gömerlerdi. Bu gelenek, dinsel değişimin tespitini oldukça kolaylaştıran unsurlardan biridir.

Viking döneminde dışarıdaki dinden dönmeler kadar İskandinavya’da da tedrici bir dönüş gözlenmiştir, zira Anglo-Sakson ve Germen misyonerler paganları Hıristiyanlaştırmak amacıyla kuzeye yönelmişlerdir. XI. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Hristiyanlık, Danimarka ve Norveç’in büyük bir bölümünde sağlam bir şekilde yerleşmişti. İsveç’te ise XI. yüzyılın başlarında geçici bir din değiştirme süreci yaşanmış olsa da XII. yüzyıla kadar Hıristiyanlık bölgeye tam manasıyla yerleşemedi. Bunun güzel bir örneği İsveç’te, erken dönem kilisesinin büyük pagan höyükleri ile yan yana durduğu Uppsala’da görülebilmektedir.

Pagan İnancı

Viking Çağı pagan ritüelleri hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Günümüze kalabilen kanıtlar çok azdır. Liderlerin bir tür din adamı rollerinin olduğunu ve pagan ibadetinde atların kurban edildiklerini biliyoruz. Viking sagalarında zaman zaman paganlığa değinmeler olsa da bu eserlerin büyük çoğunluğunun XIII. yüzyılda İzlanda’da yazıldığı unutulmamalıdır ki bu da Hıristiyanlığa geçişten iki yüz sene sonrasına karşılık gelmektedir.

 

image013

Thor’un çekici şeklindeki gümüş amulet. Muhtemelen denizlerde koruma amaçlı takılıyordu.

Pagan tanrıları ile ilgili öyküler hakkındaki bilgilerimiz ise daha fazladır. İlk dönem şiirlerindeki varlıklarının yanında bu öyküler Hıristiyanlığa dönüşten sonra da devam etti, çünkü bunlar dini inançların dışavurumu olarak değil, artık sadece mit olarak görülüyordu.

Ana kaynaklarımız eski pagan inanışlarını masallar şeklinde sunan mükemmel edebi üslupla yazılmış Edda’lardır. Ancak burada bile bazı Hıristiyan etkileri mevcuttur. Örneğin, Odin ağaca asılır ve mızrakla ciddi şekilde yara alır. Birkaç gün sonra da bir tür kurtarılma gelir. Bu durum Hıristiyanlıktaki çarmıha germeyle açık bir benzerlik gösterir.

Bu etkilere rağmen Edda’lar tanrılar ve onların devlerle, insanlarla, cücelerle ilişkileri hakkında çok fazla bilgi verirler. En güçlü tanrı, adaletin, ölümün, bilgeliğin ve şiirin tanrısı olan tek gözlü baş tanrı Odin’di. Buna karşılık muhtemelen en popüler tanrı, biraz mankafa, fakat muazzam derecede güçlü olan Thor idi. Cüceler tarafından yapılmış çekici Mjöllnir ile devlere karşı tanrıların ana koruyucusuydu. Ayrıca fırtına tanrısıydı ve özellikle denizciler tarafından tapınım görürdü. Tüm Viking dünyasında Mjöllnir amuletleri (bir tür muska ya da nazarlık) ilgi görüyordu. Bereket tanrısı ve tanrıçası olan erkek ve kız kardeşler Freyr ve Freyja  da önemliydi. Bunların yanında başka küçük tanrı ve tanrıçalar da vardı.

 

Tanrılar ve Devlet

Tanrıların en büyük düşmanı devlerdi. Bu iki ırk arasında sürekli anlaşmazlık çıkardı. Tanrılar arasında kuvvet açısından sadece Thor devlerle boy ölçüşebilir durumdaydı. Bu yüzden tanrılar devleri alt etmek için genellikle kurnazlığa başvuruyorlardı. Odin’in kendisi dalaverelerle dolu, cin fikirli bir tanrıydı. Yine de tanrılar ciddi bir kurnazlığa ihtiyaç duyduklarında ateş tanrısı Loki’ye başvuruyorlardı. Tıpkı gerekli ısıyı ya da büyük bir yıkımı doğurabilecek olan ateş gibi, Loki de tanrıların işine yarayacak birçok şey yapardı. Bununla birlikte, aynı zamanda, onların başına büyük sıkıntılar da açabilirdi. Problemleri çoğu zaman bu haylazlıklarıyla çözerdi.

 

14011892_1561819304127865_189824005_n    

Aşağıdaki oyma taştan bir detay

 

Tanrılar ve devler arasındaki tüm problemlere rağmen bireysel anlamda ciddi ilişkiler de oluyordu. Bazı tanrıların dişi devlerle ilişkileri bile olmuştu. Bunlardan birisi, karısı olan dişi devden (Angrboda) üç azman çocuğa sahip Loki idi. Kızı Hel, yeraltı dünyasının hükümdarı oldu. Bir oğlu Jörmungand bir yılandı ve o kadar uzadı ki bütün dünyanın etrafını sardı. Diğer oğlu ise bir kurt olan Fenrir idi. Bu oğlanın muazzam gücünden tanrılar ürktüler ve onu kandırıp, sonsuza kadar bağlı kalacağı sihirli bir zincirle tutsak ettiler.

 

Fenrisulven Thorwald isle of Man 900 tallet_1

Man adasından bir taş kabartması Odin’in (kunduz ile birlikte) Ragnarok gününde kurt Fenris ile savaşını gösteriyor.

İskandinav inanışında tanrılar ve devler arasında gerçekleşecek son bir savaşla birlikte dünyanın sonunun geleceğine inanılırdı. Loki ve çocukları bu savaşta devlerden yana olacaklardır. Ebedi bir kin besleyen Thor ve Jörmungand birbirlerini öldürürler. Odin ise kurt Fenrir tarafından öldürülür. Sonra Fenrir de ölür. Tüm dünyayı bir ateş kaplar ve hem tanrıları hem de insanoğlunu yakıp kül eder; fakat her iki ırktan da yeni bir hayat kurabilecek sayıda kişi kurtulmayı başarır.

 

Pagan İnancı ve Hıristiyanlık Bir Arada

Frank krallığına ve Britanya adalarına düzenlenen yağmalar, Hıristiyanlıkla ciddi bir ilişkiyi beraberinde getirdi. Vikingler, yağmalar süreci boyunca inançlarını devam ettirdiler gibi görünse de daha barışçıl ilişkilere sahip olmak için sürekli Hıristiyanlığa geçmek baskısı yaşadılar. Bu durum 878 Wedmore antlaşmasında olduğu gibi siyasi seviyede de gerçekleşmişti. Bu antlaşma, Viking lideri Guthrum’u Hıristiyan olmaya ve Wessex kralı Alfred’i vaftiz babası olarak kabul etmeye itti. Bunlara karşılık Guthrum, Doğu Anglia’nın idarecisi olarak tanındı.

Hıristiyanların paganlarla ticaret yapması yasak olduğu için başka bir şekilsel kural da ticarette uygulanmıştı. İskandinavyalı tüccarların hepsinden Hıristiyanlığa tam geçiş talep edilmese de “primsinging” (ilk söz) uygulaması getirilmişti. Bu bir tür vaftiz uygulamasıydı ve Hıristiyanlığa ilk adım olarak karşılıklı ticarete cevaz açısından genelde yeterli olarak görülüyordu.

 

“Hıristiyanların paganlarla ticaret yapması aslında yasaktı…”

 

Viking yağmacılar, Hıristiyanların yaşadığı bölgelere yakın yerlere yerleştikçe daha fazla baskı gelmeye başladı. Vikinglerin Britanya adalarının değişik bölgelerine tam olarak ne yoğunlukta yerleştikleri konusunda bilim adamları uzlaşamasa da Vikinglerin herhangi bir bölgedeki yerli nüfusun yerini tamamen aldığı görüşüne çok az kişi katılır. Bazıları İskandinavya’dan ailelerini de getirmiş olmakla birlikte yeni yerleşimciler sık sık yerli kadınlarla evlendiler. Bu karışık evliliklerden olan çocuklar Hıristiyan çevrelerde büyüyordu ve büyük olasılıkla Hıristiyan olarak yetiştiriliyorlardı. Gitgide artan karışık evlilikler kilisenin de etkisiyle zamanla kapsamlı bir dinden dönüşe yol açtı.

VoY-Hoard-Silver-Sancti-Peter-Penny-YORYM_2009_55_653-6

St. Peter gümüş sikkesi – York. Petri’nin i’si Thor’un çekici şeklinde basılmış.

 

Paganlar ve Hıristiyanlar arasındaki barışçıl ilişkiler Viking York’undaki sikkelerde görülebilmektedir. Bunlardan bir tanesi üzerinde idarecinin değil de Aziz Peter’in adını taşımaktadır. Bu kişi apaçık Hıristiyan olmakla birlikte Petri’nin “i”si Thor’un çekici şeklinde basılmıştır. Bu sikkelerin bazılarının arka yüzünde de Thor’un çekici var. Bu sikkeler hem paganizmin hem de Hıristiyanlığın kabul gördüğünün apaçık işaretidir.

 

İskandinavya’da Dinden Dönmeler

İskandinavya’yı Hıristiyanlaştırma girişimleri Viking döneminden de önce başlamıştı. 725’te Anglo-Sakson Azizi Willibrord Danimarka’ya bir çıkarma yaptı. Kral tarafından iyi karşılansa da bu misyonun çok az etkisi oldu. Frank azizi Ansgar ise Frank kralı Dindar Louis’nin desteğiyle  820’lerden itibaren ikinci bir misyonerlik dalgası başlattı. Ansgar ve müritleri, yerel idarecilerin de desteğiyle Danimarka ve İsveç’te  çalışmalar yaptılar, fakat nüfus üzerinde çok az etkili olabildiler.

 

3859684483_a361087b06

Jelling’deki Run taşı.Üzerinde İsa’yı haçın üzerinde gösteriyor.

 

“Harald Bluetooth’un Jelling’deki ünlü Run taşı bize Harald’ın ‘Danları Hıristiyan yaptığını’ söylüyor…”

 

Arkeolojik verilere göre Hıristiyanlık Norveç’te parça parça yayıldı. Yerel reisin tavrını dikkate almadan Hıristiyanlığa geçen bölgeler vardı. Aynı olaya geniş çerçevede bakıldığında da rastlanabilir. X. yüzyılın ortalarında İngiltere’de yetişmiş olan Norveçli Hakon, soyluluk otoritesini, Hıristiyanlığı yaymak için kullandı. Gerçi bunun pagan reislerin desteğini kaybetmesine yol açacağını görünce bu girişimlerinden vazgeçmiştir ve Anglosakson papazlar İngiltere’ye geri gönderilmiştir.

Anlaşılan Danimarkalı Harald Bluetooth, bu konuda daha başarılıydı. Onun Jelling’deki meşhur run taşı bize “Danları Hıristiyan yaptığını” söylüyor. Bu durum, hükümdarlığı sırasında Danimarka’da basılan sikkelerdeki Hıristiyan şekilleri ve Danimarka’nın değişik kentlerinde papazların yerleştiği şeklindeki Germen kayıtları tarafından desteklenmektedir. Böylece Danimarkalıların hızla Hıristiyanlaşması süreci başlamıştır. Harald’ın ölümünden sonra paganların bu duruma açık bir tepkisi olmuş olabilir, fakat özellikle Knut’un 1018’de hem İngiltere’nin hem de Danimarka’nın kralı olmasıyla kilisenin etkisi artık sıkı bir biçimde yerleşti.

Anglo-Sakson misyonerlerinin X. yüzyılın sonlarında İsveç ve Norveç’teki diğer girişimlerinin etkisi oldukça sınırlı kaldı. Norveçli Olaf Tryggvasson ve İsveç kralı Olof’un ikisi de Hıristiyanlığa geçtiler; fakat bu, toplum üzerinde sınırlı bir etki bıraktı. Olaf Haraldsson’un (Aziz Olaf) Norveç’te gerçekleştirdiği bir başka Hıristiyanlaştırma hareketi (1015-30) daha başarılıydı ve kademeli olarak kalıcı bir dönüş sağladı. İsveç’te ise Hıristiyanlık, XI. yüzyılın ortalarından başlamak üzere XII. yüzyıla kadar sıkıca yerleşene kadar ciddi bir pagan direnişiyle karşı karşıyaydı.

 


 

Daha fazla bilgi için bakınız:

 

Kitaplar

Dictionary of Norse Myth and Legend by Andy Orchard (Cassell, 1997)

Gods and Myths of Northern Europe by HR Ellis Davidson (Viking Press, 1990)

Nordic Religions in the Viking Age by Thomas A Dubois (University of Pennsylvania Press, 1999)

Encyclopaedia of the Viking Age by John Haywood (Thames &Hudson, 2000)

Cultural Atlas of the Viking Age edited by Graham-Campbell et al (Andromeda, 1994)

Penguin Historical Atlas of the Vikings by John Haywood (Penguin, 1996) Scotland, Ireland, England, Iceland ve Normandy’deki Viking yerleşimleri hakkında  detaylı haritalar var.

 

Linkler

Nova Online – The Vikings: Viking köyü inşa et, İsmin, Run alfabesiyle yaz ve Nors gemilerinin sırlarını keşfet.

Compass: İnternette Britanya müzelerinin en harika parçalarına bir tura çık.

The Smithsonian Institution’s Vikings Exhibit: Leif Eriksson’un Kuzey Amerika’ya varışının 1ooo. Yılı ansına…

 

Ziyaret edilecek yerler

The British Museum: Viking materyalleri üzerine önemli koleksiyonlar.

Bede’s World: Viking Dönemi hemen öncesinde Anglo-Sakson İngiltere’deki Hıristiyan yaşamın iç yüzüne mükemmel bir bakış.

Jorvik Centre: X. yüzyıl Viking York’undaki günlük yaşamın birçok yönünü keşfedin.