Vikinglerde İnsan Kurban Etme Geleneği: Hollywood ve Gerçeklik

Sinema tarihi boyunca hep ilgi duyulan Vikingler, filmlerde ve dizilerde sık sık işlenmiştir. Vikingler dizisi 2013’ten beri ilgiyi tüm dünyada zirveye çıkarmış durumda, fakat aslında dünyada yükselen bu ilgi, dizi öncesinde de oldukça fazlaydı. Bundan sonrası için, son yıllarda kendini tekrarlayıp duran Hollywood’dan ve hatta Avrupa sinemasından her yıl yeni Viking filmleri bekleyebiliriz. Bununla birlikte şu ana kadarki yapımlarda Viking tasvirleri sıklıkla tarihsel gerçekleri saptırıyor. Harry Brown, ”Plastic Pagans: Viking Human Sacrifice in Film and Television” adlı makalesinde, Vikinglerde insan kurban etme geleneğinin filmlerde canlandırıldığı şekliyle aslında nasıl olduğu arasında büyük farkların olduğunu belirtiyor.

 

vikings sacrifice

Brown’ın makalesi Studies in Medievalism XXIII: Ethics and Medievalism dergisinde yayınlandı. Makalesinde yazar, üç kurban sahnesini ele almış: Bunların biri Vikingler dizisindeki bir sahne, diğer ikisi ise 13. Savaşçı ve Türkçeye Cennetin Kapısında olarak çevrilen Valhalla Rising filmlerinden.

13. Savaşçı filmi, 10. yüzyılda Abbasi halifesinin İdil boylarına gönderdiği elçi heyetinde yer alan İbn-i Fadlan’ın yazdıklarına dayanıyor. Bu filmde İbn-i Fadlan, köle bir kadının ölen sahibinin cesedinin başında kendisini nasıl kurban ettiğine şahit oluyor. Kadın kendi hür iradesiyle buna karar veriyor. Brown’a göre izleyici bu kurban etme sahnesini izlediğinde rahatsız olmak yerine sakinleşiyor. Kurban sırasında kadın, “Sahibimi görüyorum. Kendisi şu anda Valhalla’da. Beni çağırıyor. Bırakın yanına gideyim.” diye bağırıyor. Sonrasında da çevik bir hareketle, az acıyla öldürülüyor ve cenaze ateşinin üzerine bırakılıyor.

Benzer bir sahne Vikingler dizisinde tasvir ediliyor. Ragnar ve Lagertha, tanrıları memnun edip daha fazla çocuğa sahip olmak için bir insan kurban etmeleri gerektiğine karar verirler. Kurban edilecek kişi olarak önce Anglo-Sakson köleleri Athelstan’ı seçerler. Fakat Uppsala tapınağına vardıklarında Athelstan bunu öğrenir ve bu isteği reddeder. Viking din adamlarının dediğine göre kurbanın gönüllü olarak yapılması gerekmektedir. Neticede Ragnar’ın dostlarından birisi bu görevi memnuniyetle yerine getireceğini söyler ve ölüm sahnesi şu şekilde gerçekleşir:

Filmde ve dizide gösterilen sahneler kurbanlara gönüllülük havası verirken, aslında kaynaklarda bu dini ritüellerin çok daha vahşice gerçekleştirildiğini görüyoruz. İbn-i Fadlan’ın risalesinde köle kadın ilk başta gönüllü olarak çıkar fakat sonra vazgeçer. Ancak diğer Vikingler bunu kabul etmezler. Bir ölüm odasına götürülür ve kendisine altı erkek tarafından tecavüz edilir. Daha sonra iki kişi halatla kadını boğazlarken bir kişi de göğsünden defalarca hançerlemeye başlar.

İbn-i Fadlan’ın anlattığı bu ölüm sahnesi 13. Savaşçı’da metindeki haliyle gösterilmez.

Brown’ın makalesine göre ayrıca hiçbir tarihi kaynakta gönüllü kurban edilmeyi kabul eden birini görmüyoruz. Hıristiyan ve Arap kaynaklarının bunu bilerek yazmadıklarını kabul etsek dahi İskandinav kaynaklarının bile insanların hep zorla veya hile ile kurban edildiğini yazdığını görüyoruz. Örneğin Ynglinga Saga şunları söylüyor:

”Kral Olaf çok fedakarlık göstermedi ve bu da İsveçlileri hiç hoşnut etmedi. Kıtlığın kralın gevşekliğinden kaynaklandığını düşünüyorlardı. Bir ordu kurdular ve ona karşı yürüdüler. Evini ateşe verdiler. Kralı yakalayarak diri diri yaktılar ve bereketli bir yıl geçirmek için kurban olarak Odin’e verdiler.”

Peki Viking insan kurban etme ritüeli gönüllü olarak gerçekleştirilmediyse neden filmler ve diziler başka türlü gösteriyor?

Brown, senaryo yazarlarının ve yönetmenlerinin bu yolu seçtiklerini çünkü izleyicilerin ”kahraman” karakterleri böylesine aşağılık uygulamalarla ilişkilendirmesini istemediklerini söylüyor. Brown makalesinde devamla şunları belirtiyor:

“Bu aklama çabası ortaçağ paganlarını filmlerde ve dizilerde mistik Ortaçağ eylemci-kahramanları rolünde yapay karakterler olarak göstermek istediğimizdendir. Her ne kadar bu uygulamalar geçmişte var olmuş vakalar olsalar ve o dönemde adil ve insancıl görünmüşseler de günümüzde bunu özgürce kabul edilmiş eylem olarak görme/gösterme çabası içerisindeyiz. Viking insan kurban etme ritüellerini rıza halinde gerçekleştirilen eylemler olarak göstermek, modern ahlak duyarlılığımızın ortaya çıkardığı paradoksu çözerek mağdurların kurban edilseler de hala özgürlük ve haysiyetlerine sahip olduklarına bizi inandırır ve bunu hoş görmemizi sağlar.” 

Brown ayrıca şu önemli noktanın altını çiziyor:

“Paganizmin en uygunsuz kısımlarını Hıristiyanlığın gölgesiyle kapatmak suretiyle 13. Savaşçı, Vikingler ve Valhalla Rising yapımları izleyiciyi paganizme veya geçmişe karşı ahlaki bir yargılama pozisyonuna sokmaktan kaçınırlar. Filmler, Hıristiyanlık öncesi inanışlara kendi koşulları çerçevesinde bakmamızı engelliyor ve Hıristiyanlık ve Paganizm arasında yaşanan uzun soluklu tarihi çatışmayı ve ancak sonrasındaki uzlaşmayı örtbas ediyor. Bu bağlamda son zamanlardaki popüler Viking tasvirleri, bu iki dinin ölüm ve yaşam, kurban ve yeniden doğma, tanrı ve doğa gibi etik bakış açılarını belirleyen olgulara bakışlarındaki benzerlikleri ve farklılıkları anlama şansını kaçırmamıza yol açıyor.” 

Studies in Medievalism XXIII

 

Makalenin aslı için bkz. Brown, H. (2014). Plastic Pagans: Viking Human Sacrifice in Film and Television. In M. Bowman, H. Brown, L. D’Arcens, A. Gulley, N. Haydock, L. Hicks, et al. (Authors) & K. Fugelso (Ed.), Studies in Medievalism XXIII: Ethics and Medievalism (pp. 107-122). Boydell & Brewer (https://boydellandbrewer.com/studies-in-medievalism-xxiii-hb.html)

Harry Brown için bkz. (http://www.depauw.edu/academics/departments-programs/english/faculty/detail/1590987639843/)

Yazının aslı için: http://www.medievalists.net/2014/07/viking-human-sacrifices-hollywood-vs-reality/

 

Selim Karagöz